Serander.Net | Karadeniz Kültürü... Karadeniz tarihi, kültürü ve folkloru!

Per04242014

Son Güncelleme Zamanı:Cts, 15 Mar 2014 11pm

Back Buradasınız: Ana Sayfa Röportajlar Cavit ŞENTÜRK ile Halk Oyunlarımız Üzerine Söyleşi

Cavit ŞENTÜRK ile Halk Oyunlarımız Üzerine Söyleşi

Cavit Şentürk

Cavit ŞENTÜRK Hocamız ile halk oyunlarımız üzerine yapmış olduğumuz söyleşiyi sunuyoruz. Söyleşide Cavit ŞENTÜRK'ü yakından tanıma fırsatını elde etmenin yanında horon üzerine bilgilerinden istifade edeceğiz.

Meftun Şengün: Değerli Hocam bugün Karadeniz Folkloru denilince akla gelen ilk isimlerden birisi muhakkak ki sizsiniz. Her ne kadar biz sizi tanıyor olsak da bu imkâna sahip olamayanlar için bizlere kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Cavit Şentürk: Öncelikle hoş geldiniz. Karadeniz Kültürü adına yapmış olduğunuz bu tarz çalışmalar için sizlere teşekkür ediyor ayrıca tebrik ediyorum. Bu anlamda elimizden geldiğince bilgi ve birikimlerimizi sizlerle paylaşmak, gençlerimize bir takım mesajları vermekten dolayı da mutlu olacağız. Efendim, 1942 yılında Trabzon-Akçaabat’ın Işıklar köyünde doğdum. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesinden Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun olduktan sonra bir süre Orman Bakanlığı’nda görev yaptım, sonrasında Gümrük Tekel Bakanlığı’na bağlı olan İstanbul Büyükdere Kibrit fabrikasında da bir süre çalıştım. Halk Oyunlarına 1962 yılından beri hizmet etmekteyim. 1985 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda Halk Oyunları bölümü açıldıktan sonra buraya intisap ettim. 1989 yılında Üniversiteye kadrolu öğretim görevlisi olarak atandım. 1989 yılından bu yana Trabzon Yöresi Halk Oyunlarını gençlerimize öğretmeye gayret gösteriyoruz.

Meftun Şengün: Hocam, bugün halk oyunlarımız deyince akla ilk gelen kelime Horon kelimesidir. Horon nedir? Horon hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz?

Cavit Şentürk: Bugün Doğu Karadeniz’de (yöremizde) oynanan halk oyunlarına genel olarak “Horon” adı veriyoruz. Merkezi Trabzon olarak kabul edersek Giresun, Ordu, Rize, hatta Samsun, iç kesimlere doğru Gümüşhane, Bayburt, Artvin hatta Erzincan ve Sivas’ta dahi horonları görebiliyoruz. Örneğin bizlerde oynanan Sıksara’ya Sivas’ta Laz Barı (Laz Diki) adı altında oynanan bir oyun olarak rastlayabiliyorsunuz. Genel olarak baktığımızda oyunlarımızın böylesine geniş bir alana yayıldığını görebiliyoruz.

Cavit Şentürk

Meftun Şengün: Karadeniz Kültüründe Horon’un yeri nedir Hocam?

Cavit Şentürk: Çok fazla bilimsel açıklamalar yapmak istemiyorum, kısaca ifade edecek olursak şunu özellikle belirtmek istiyorum ki Horon bir şairimizin dediği gibi bir tutkudur Karadeniz’de. Yedisinden yetmişine insanımızın oynadığı oyundur. Özellikle geçmişte bu durum böyleydi, herkes horon oynuyordu, ama bu horon oynama hani lokal olarak (mahalli), diyelim ki Akçaabat’ın veya Tonya’nın, Rize’nin bir köyünde nasıl oynanıyorsa farklı bir köyünde birbirine çok yakın detaylar, varyantlar halinde birbirine benzer şekilde oynanıyordu. Bu durum hala da devam etmektedir. Şunu övünerek söylüyorum ki, oyunlarımızın büyük bir bölümü canlı ve diri halde durumlarını muhafaza etmektedirler ve halkımız da buna sahip çıkmaktadır. Son dönemlere doğru bir ara küçük bir durgunluk geçirdik. Bunu söylemesi çok doğru değil ama halkımız bir ara oyunlarına soğuk durdu, sanki kendi kültürümüzden çekinir gibi bir hale büründü. Fakat zaman içinde özellikle kitle iletişim araçlarının gelişimi, dünyadaki insan topluluklarının bizim kültürümüze gösterdikleri ilgi, yurt dışı gezileri vs. gibi şeyler halkımızı da “kendi değerlerimize bizler sahip çıkalım” düşüncesi içerisinde tekrar eski canlılığına sevk etmesi ile yine bir canlanma meydana getirmiştir. Bugün binlerce insanın katılımıyla ister yöremizde olsun ister yöremiz dışında olsun icra edilen yayla şenliklerimiz devam etmektedir. 1985 senesinde İstanbul’da düzenlenen bir şenlikte yirmi bine yakın halkımızın toplanması ile çok büyük bir organizasyon da ayrıca gerçekleştirilmiştir ve bu durum günümüzde de devamlığını sürdürmektedir.

Meftun Şengün: Hocam hazır bu konudan devam ederken, günümüzde yaşanmakta olan bir durumu hatırlatmak istiyorum. Eskiden şenlik alanlarından yüzlerce insan tek bir horon halkasına katılarak, onca yolu horon eşliğinde kat ederek oyunlarını oynayıp şenlikleri doyasıya yaşıyorlardı. Bugün hemen hemen tüm yayla şenliklerinde sanatçılar için kurulan sahnelerden ötürü artık insanlar o eski geleneklerinden koparak bir sahne etrafında iç içe geçmiş bir şekilde oyunlarını oynamaktadırlar, kaldı ki horonlara kemençe çalacak sanatçılar da artık sahnelerden pek inmiyorlar, bu yaşananlar sizce doğru mudur?

Cavit Şentürk: Bu konu üzerinde belki bir iki gün durularak konuşulması gereken bir konudur. Önce şu noktaya vurgu yapmalı; oyunlarımız bir günde on günde, efendim beş senede on senede oluşmadı. Bu oyunlar yüzlerce binlerce senenin süzgecinden süzülerek bugünlere geldiler. Ne zamana kadar geldiler; taa ki sanayi devrimlerinin başlamasına kadar. Esasen halk kültürlerini yok eden sanayi devrimi olmuştur. Türkiye’de sanayileşme ile şehirleşme gelişti. Büyük kentlere göçlerle birlikte köylerimizden koparak şehirlere yerleştik. Herkes kendine yeni bir dünya kurmaya başladı. Dolayısı ile ne oldu, bazı şeyler unutuldu veya unutulmaya yüz tuttu. Tabii nüfus da artış gösterince sesleri duyurma gereksinimi baş gösterdi. Böylece şenliklerde ses sistemleri kurulmaya başladı. Burada iki önemli şey var: Birincisi kurulacak ses sisteminin çok özen gösterilerek kurulması gerekiyor. Diyelim ki Kadırga’yı baz alırsak buraya Gümüşhane’den gelenler oluyor, Giresun’dan gelenler oluyor, Trabzon’dan gelenler oluyor. En az üç ilden katılımlar oluyor. Hatta Rize’den ve başka yörelerimizden gelenler de oluyor. Her bir ilin onlarca ilçesi var, ilçelerin haricinde yüzlerce köy var. Her bir birimi temsilen yüzlerce insanın katılım göstermesi demek aynı yaylada aynı anda yüzlerce farklı kültürün buluşması demektir. Aralarında belki büyük farklar olmayabilir, ama ne olursa olsun yüzlerce farklı kültür oraya toplanıyor. Şimdi ses sistemleri ile sadece bir kültürün tekelinde olan bir sesi o alana verdik mi diğerleri ölüyor. Bizler özellikle yöre dışında yaşayan (yurt içi ve yurtdışı fark etmiyor) insanımız ne yapıp ediyor tatil dönemlerini yayla şenliklerinin yapıldığı zamanlara denk getiriyoruz. İşte örnek veriyorum, 20 Temmuz’da Hıdırnebi’de olalım, Temmuz’un üçüncü Cuma günü Kadırga’da olalım, Ağustos’un 20’sinde Honefder’ de (Honeftera) olalım diyoruz. İyi güzel de oluyor, insanlar geliyor, bir de efendim şimdi ne çıktı “tıs-tak”… Kemençeyi eline alanın yanına bir de ritim koyuyorlar bir de sesi veriyorlar, o zaman ne oluyor yer gök inliyor. E ne oldu, kimse kimseyi dinleyemiyor, hiçbir şey yapılamıyor bu sefer herkes geri dönüyor. Bu şekilde bir defa tanıtım açısından sınıfta kalıyoruz, en önemlisi kendi kültürümüze zarar vermiş oluyoruz.

Cavit Şentürk

Meftun Şengün: Karadeniz’ de bugün oynanan oyunların genel yapısından da bizlere biraz bahsedebilir misiniz? Bir de bahsini etmiş olduğunuz oyunlar arası varyantlar hakkında bilgi sahibi olunması açısından insanımız neler yapmalıdır?

Cavit Şentürk: Biraz evvel de değindiğim gibi, oyunlarımız arasında bazı farklılıklar, detaylar ve varyantlar var. Ama nerede olursak olalım halkımız iyi ya da kötü bir şekilde horona ayak uydurabiliyor. Rizelisi de, Giresunlusu da, Trabzonlusu da horon oynanan bir yerde bir araya geldi mi bir şekilde o oyuna adapte olabiliyorlar. Üzerinde durulması gereken detaylar ve farklılıklar muhakkak ki var. Bu detayları da öncelikle mahallinde olan insanlarımızın çok iyi tespit etmesi gerekiyor. Kültürümüzü sağlam bir biçimde yaşatabilmemiz için özellikle yöremizde yaşayan halkımıza çok iş düşüyor. Bir de araya sıkıştırmak istediğim bir şey var, belki kamuoyunu çok da ilgilendiren bir durum değil ama şu bir gerçek ki, günümüzde halk oyunları yarışmaları düzenlenmektedir.

Halk Oyunları Federasyonu’nun kurulması ile birlikte federasyon tarafından yarışmalar düzenlenmeye başladı. Bu yarışmalar daha önce bankalar tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı tarafından da düzenleniyordu. Şimdi yarışmalarla ne oldu, oyunlarımız sahneye taşınmış oldu. Sahnenin de kendine göre şartları var. Tabii hal böyle olunca bazı değişiklikler oldu.

Bir de özellikle Karadeniz’de Ekip Oyunu denilmeye başlanan oyunlar çıktı. Sanki Ekip Oyunu farklı bir oyunmuş gibi lanse edilmeye çalışılıyor, hani kaba tabirle “uydursak da olur” gibi bir durum söz konusu oldu. Bunun neticesinde de bir ekip çıkıyor, on tane oyun oynuyor, oyunlara bakıyorsunuz o on tane oyun olmuş uydurma oyun. Sorsanız efendi bu oyun nerede oynanıyor “bilmiyorum” kimler oynamış “bilmiyorum”… Bu durum çok büyük bir sakınca doğurmaktadır. Özden kaçışa neden olacak her şeyden uzak durarak konuya hassasiyetle yaklaşmamız gerekiyor. Öncelikle de kendi mahallinde yaşayan insanımız titizlikle hareket ederek çalışmalarını devam ettirmelidir.

Cavit Şentürk

Meftun Şengün: Hocam, bir oyunun ana sazı kemençe iken o oyun davul zurna ya da kaval ile oynanabilir mi? Ya da davul zurna ile oynanan bir oyun kemençe ile oynanabilir mi? Oynanıyor olsa bile bu ne kadar sağlıklıdır? Biraz da müzik hakkındaki görüşlerinizi alsak?

Cavit Şentürk: Bir defa şu bir gerçek, bir oyun yöresinde hangi enstrümanla çalınıp oynanıyor ise onu baz almamız lazımdır. Çünkü kostümü, oyunu, müziği, oradaki davranışlar vs. gibi şeyler sadece o yöreye özgüdür. Onlar birlikte oluşmuş şeylerdir. Yani oyunlarımız kendine has giysileri ile ve müziği ile birlikte oluşmuştur. Bugün horonlarımızda kullanılan yöresel enstrümanlarımız davul-zurna, kemençe, tulum ve kavaldır.

Bu anlamda da oyunlarımıza çalınan müziklerin de her türlü mekanik sesten arınmış bir şekilde çalınması gerekliliğini de vurgulamak istiyorum. Mesela çok değerli müzisyen arkadaşlarımız diyorlar ki, işte efendim bu “tıs-tak” dediğimiz müzik 2/4’lük çalıyor, Oyunlar ise 7/8’ lik ritimlerle oynanıyor, tabii ki uyum olmuyor. Bizler bu işi bir defa baştan yıktık, o bakımdan bunlara özen göstermemiz lazım, bir de elimizden geldiğince doğrular için insanlarımızı teşvik etmemiz lazım. Önemli sanatçılarımızı, gerek oyun gerek müzik alanında olsun onları desteklememiz lazım, çünkü bir sanatçı akşamdan sabaha yetişmiyor.

Meftun Şengün: Hocam, peki günümüzde horonlarımız dünyada ne gibi bir yere sahiptir?

Cavit Şentürk: Pek tabii, folklorumuza gösterilen bir ilgi var. İnsanlar gerçek manada oyunlarımız ile ilgileniyorlar, öğrenmek istiyorlar. Hatta benim şu günlerde Folklorumuzla ilgili olmak üzere düzenlenen bir program için Fransa’nın Paris şehrinde olmam gerekiyordu. Bazı nedenlerden ötürü katılamadım. Kendim gidememiş olsam dahi yerime giden arkadaşımız şu an Paris’te bir hafta süre ile oradaki insanlara oyunlarımızı tanıtmak için eğitim vermektedir. Bir de şöyle bir örnek vereceğim; kaç sene oldu tam olarak hatırlamıyorum, bir grubumuz Kanada’da düzenlenen bir festivale katıldı. O grupta da benim öğrencilerimden dört beş kişi vardı. Buraya Amerika’dan yetmiş kişilik bir grup geldi. Bu yetmiş kişilik Amerikalı grup orada bizim horonlarımızı sergiledi. Bu çok güzel bir olaydır. O yetmiş Amerikalı bizim oyunlarımızı oynamıştır. Ben gençlerimize her zaman söylüyorum, bu miras bize kaldı, onun için buna her zaman sahip çıksınlar.

Cavit Şentürk ve Mehmet Gündoğdu

Meftun Şengün: Hocam, malum sizi eğitim sonrası yakaladık, o nedenle çok da fazla meşgul etmek, yormak istemiyoruz, son olarak söylemek istediğiniz şeyler var mı?

Cavit Şentürk: Ben öncelikle atalarıma teşekkür ediyorum. Onların bizlere verdiği kültür sayesinde çok mutluluklar yaşadım. Binlerce insanın önünde bana teveccüh gösteren insanımızın adımı bağıra bağıra beni tek bir ağızdan defalarca seslenmelerini yaşadım. Bunlar çok güzel duygular. Halkıma da bu anlamda çok çok teşekkür ediyorum. Yalnız geçenlerde gözüme bir şey çarptı, internet’te bir şeylere bakarken daha çok görsel materyallerin yayınlandığı sitelerde gençlerimizin hiçbir mecliste söylenmeyecek, hiçbir şekilde ağza alınmayacak derecede küfürlü sözlerle müzikler uydurup, bize atalarımızdan kalan, gerekirse uğurlarına canımızı feda edeceğimiz o nur gibi oyunlarımızı küfürler eşliğinde oynuyorlar. Bu olay bana çok ağır geldi, çok büyük yanlışlar yapıyoruz. Ben o arkadaşlara da seslenmek istiyorum, lütfen bu tür çirkin işleri yapmayalım. Çünkü bu da bizim kutsal bir emanetimizdir. Kirli elbiselerle horona giremezsiniz, horonda hokkabazlık yapamazsınız, horonda gülemezsiniz. Horonun belirli şartları vardır, bunlara uyulmak zorundadır. Bu kültür bizlere böyle kaldı, günlerce horon oynayacağız diyerek horon günlerini beklediğimiz olmuştur. Yayla şenliklerine katılmak için o horon halkalarına girebilmek için ahırdaki ineğini bile satarak yaylalara giden insanlarımız vardı. Bunları unutmayalım lütfen. Bir de önüne gelen herkes horonlar üzerine konuşur oldu, önüne gelen ahkâm keser oldu. Her zaman söylediğimiz gibi titiz olalım lütfen. Bu kültür gitti mi bir daha geri gelmez! Bu yalnızca bizim değil dünyanın kültürü olmuştur. Ona hizmet, onu korumak, onu icra etmek dünya kültürüne de hizmet etmek demektir.

Meftun Şengün: Sevgili Cavit Hocam, sizlere çok teşekkür ediyoruz. Bizleri kırmadınız vakit ayırdınız, kısacık bir zaman diliminde çok şey öğrenmemize vesile oldunuz. Sağ olun, var olun.

Cavit Şentürk: Ne demek, ben de sizlere hem teşekkür ediyor, hem de bundan sonraki çalışmalarınız için başarılar diliyorum. Ancak son söz olarak şöyle diyorum; ülkemizde 2000’in üzerinde halk oyunu var. Onlarda aynı derecede güzeldir. Sevgiye, korunmaya ve gençliğe öğretilmeye lâyıktırlar. Elbette ki biz horonlardan çok kısa olarak söz ettik, çünkü konumuz bu idi.

Röportaj ve Fotoğraflar: Meftun ŞENGÜN (2007).

Her hakkı saklıdır. Bu röportaj metni ve fotoğraflar Serander.Net’in izni olmaksızın kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Karadeniz Yemekleri

Gezi & İnceleme

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi
Karadeniz Tarihi ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)
Karadeniz Halk Kültürü ile ilgili bilmedikleriniz Serander.Net'te!

Gezi & İnceleme

Karadeniz Gezi & İnceleme
Karadeniz hakkında Gezi İnceleme yazılarıyla çok şey bulacaksınız.

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Türküleri
Karadeniz Türküleri ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Röportaj ve Söyleşiler

Röportaj & Söyleşi
Röportajlarımız ve Söyleşilerimizi keyifle okuyacaksınız...