Serander.Net | Karadeniz Kültürü... Karadeniz tarihi, kültürü ve folkloru!

Per07312014

Son GüncellemeÇar, 16 Tem 2014 12pm

Back Buradasınız: Ana Sayfa Röportajlar Kemençe Üstâdlarımızdan Bir Portre: Saffet GENÇ

Kemençe Üstâdlarımızdan Bir Portre: Saffet GENÇ

Saffet GENÇ

Aytekin AKAY tarafından gerçekleştirilmiş olan bu röportaj’da Saffet GENÇ hakkında bilmediğimiz noktaları yakalama fırsatını elde edeceğiz. Dilerseniz devamını hep birlikte okuyalım…

Yorgancı olarak hayat mücadelesine başlayan, kemençenin hakkını veren, ‘Dertli Doğdum Uşaklar’ ile adını duyuran ve en son 69 yaşındayım adlı kaseti ile 69 yaşında keşfedilen bir kemençe virtüözünün ibretlik hayat hikâyesi…

Maçkalı Saffet Genç

“69 yıl meşhur olmak için bekledim”

Trabzonlu Maçka’liyim
Hamsiköylü benim dayim
Saffet ‘genç’sin dersin bana ama
69 yaşındayım…”

Karadeniz’in yaşayan en eski ve gerçek bir halk ozanıyla karşı karşıyayız… Kendisini kemençeci olarak değil de, zanaatkar olarak tarif eden Maçka Soldoy’lu Saffet Genç ile… On beş yaşında kırık bir kemençe, iki gevşek telle başlayan hikaye elli beş yıldır sürüyor. Hem de hiç kesintisiz… Merhum büyük kemençe üstadlarından Piçoğlu Osman’ın 110 yaşındaki kemençesi ve Saffet amca… Kemençenin yaşı olur mu demeyin? Piçoğlu Osman, kemençesini Saffet Genç’e teslim ederken, yaşını da söylemiş, Genç de, o yaştan itibaren saymaya devam etmiş…

Maçka’nın ya da o bildiğimiz otantik Karadeniz horonunun merkezi Soldoy’da doğan Saffet Genç, yorgancı diye geldiği İstanbul’dan kemençeci olarak köyüne dönmüş. Askere giderken bile çantasından kemençeyi eksik etmeyen bu halk ozanı, atma türkü ya da doğaçlama türkü geleneğinin son temsilcilerinden… İyi kemençe çalması dışında asıl mahareti, müziği dörtlüklerle süslemesi… Siz derdinizi, neşenizi, kederinizi ona anlatın, o sizin neşenize ya da kederinize en manalı sözleri bulup çıkarıyor. Hem de o an… ‘Ağlamak mı istiyorsun, ağlatayım, gülmek mi istiyorsun, güldüreyim’ diye konuşuyor?

Zamanında, Amerika, Fransa gibi ülkelere giderek kemençeyi tanıtan, Kanlı Nigar gibi piyeslerde oynayan Saffet Genç, pek çok yöre sanatçısına da kendi eserlerini vermiş. Tek serzenişi Volkan Konak’a… ‘Duygularımı aldı’ diyor onun için. Konak’ın, rekorlar kıran, taraflı tarafsız herkesin dinlediği Cerrahpaşa türküsünün sözlerinin büyük bölümünün kendisine ait olduğunu ve 1972 yılında yazdığını ifade ediyor. Ve izin almayan, kendisini aramayan Konak’a da sitem ediyor.

Elli beş yıldır keşfedilmeyi bekleyen yaşayan bir kemençe zanaatkarının üç telden ibaret, gerçek öyküsü…

Dr. Mustafa Duman ve Saffet Genç

“Yorgancı olacaktım, kemençeci oldum”

“1955 yılında İstanbul’a geldim. Kardeşlerim İstanbul’daydı. Fatih’te yorgancılık yaparlardı. Ben de onların yanına gelerek, yorgancılığa başladım. Ama yapamıyordum. Renkleri karıştırıyordum. Kırmızı iplik yerine sarı iplikle dikiş yapıyordum. Sonunda, baktık olmayacak bu iş bıraktık… Kemençeye meraklıydım. Yaşım on beş civarı… Kırık bir kemençenin iki teline dokunmaya başladım. O iki tel zamanla üç tel oldu. Kırık kemençeyi tamir ettirdim ve Maçka’ya döndüm…”

Gurbet, o zaman sadece İstanbul’un adıdır. Gurbete, üç beş kuruş kazanma uğruna gelen Saffet Genç, parasız pulsuz köyüne döner. Ama boş dönmez… Zulasında tamir edilmiş üç telli kemençesi vardır.

“Gurbetten parayla pulla değil, kemençeyle döndüm. Askere gidene kadar da köyde kemençe çaldım; atma türküler söyledim. Askere giderken, kemençemi de yanıma aldım. Askeriyenin mutfağına ekmek dolabına gizledim. Bir gün aramada alay komutanı kemençeyi buldu. Kızdı, bunun burada ne işi var dedi ama sonunda da kemençemi bana bıraktı. Askerde sürekli kemençe çaldım ve asıl kendimi orada geliştirdim.”

Genç, kemençe çalmayı kendi kendine öğrendiğini ifade ediyor ve çok önemli bir noktaya vurgu yapıyor: “Bu iş duygu işi…” Şimdiki kemençecilerde o duygu yok… Duyguyla çalınır kemençe… Yaşadıklarını, hissettiklerini kemençe ile ifade edeceksin. Askerde kemençe ile mektup yazardık. O derece hissederdik kemençeyi.. Şimdi kemençeci çok, bir şey diyen yok. Yavan bir kemençe sesi, yavan bir tat… Var, yetenekli kemençeciler yok değil… Onların eksiği duygu… Kemençe sesine duygu katacaklar… Başka bir şey değil… Ben, sakin bir adamım.

Ancak, yöreme, kemençeme, müziğime yanlış yapıldı mı bunu affedemem.. Koryanalı Hüseyin gibi adamlar yok şimdi… ”

Askerden sonra ne yapacağım diye düşünmeye başlayan Genç, ikinci kez İstanbul yollarına düşer. Bu kez hedefte kemençe kaseti yapmak vardır. Ne yorgancı, ne bakırcı, sanatçı olmak hevesindedir:

“Kemençe üzerine bir plak yapmak istiyordum. Askerden sonra İstanbul’a döndüm tekrar… Ve plak hazırlıklarına başladım. 1971 senesinde ilk plağım, ‘Dertli doğdum uşaklar’ı çıkardım… Plağın adını ‘Dertli Doğdum Uşaklar’ vermemin bir anlamı vardı. Gurbetçi Karadenizli, gurbette mutlu değildi. Dertliydi… Bir yandan gurbete tutunmak, diğer yandan memleket özlemi. Ana özlemi, kardaş özlemi, eş-dost özlemi… Türkünün sözlerini ben yazdım. Ben besteledim. Anlattığım bir yaşantı… Film gibi… Türküyü hatırlayanlar, bilir… Sadece saf kemençe var. Başka hiçbir enstrüman da kullanmadım. Satılsın diye yapmadım o plağı… Aslında hiçbir plağı satılsın diye bakmadım. Satılmasın… Ama ben içimdekini oraya dökeyim…”

Yetmişli yıllar, Karadeniz türkülerinin yükselmeye başladığı yıllardı. Dönemin en ünlü Karadenizli sanatçısı Erkan Ocaklı’dır. Saffet Genç ise döneminin sadece kemençe ile plak yapan ilk sanatçısı olmuştur.

“Erkan Ocaklı, o zamanın en meşhuruydu. Ben, Ali Genç ve Cemal Genç de çok büyük kemençe üstadlarıydı. Ama onlar plak yapalım diye düşünmedi. Hem çalar hem söylerlerdi. Şunu belirtmem lazım, kemençe çalanlar eziklik hissederdi… Gazete kağıtlarına, ceketin içlerine saklanırdı. Eğer o zamanlar, tahsilli birileri bu aleti çalsaydı, bugün geldiği yere çok seneler önce gelirdi. Bir de kemençecilere işsiz, güçsüz insanlar olarak bakıldı. Kemençe, meyhane köşelerine terk edildi. Hak ettiği değeri çok çok sonra gördü. Kemençe çalanlar, otuz beş yaşına kadar bu işi yaptı. Otuz beşten sonra kemençe çalmak ayıp karşılandı. Asıl otuz beşten sonra usta kemençeci olunur. Çünkü bu çalgıda çala çala usta olunur. Eskiden benim gibi 60-70 yaşına kadar kemençe çalan az bulunurdu. Babam da benim kemençemi kırıyordu. Ayıp diyordu, çalma bunu…”

İbrahim Can ve Saffet Genç

“Volkan, duygularımı aldı”

Dertli Doğdum Uşaklar’la birlikte on bir plak ve on iki kaseti var. Saffet Genç, tüm albümlerinde sözleri kendisi yazıyor ve kendisi söylüyor. Volkan Konak’ın ‘Cerrahpaşa’ bestesindeki sözlerin bir kısmının da kendisine ait olduğunu ifade ediyor ve ‘Volkan benim duygularımı aldı’ diye konuşuyor:

“Şu zalum gurbet elin, kırsalar direğini
Ne kadar çok insanın yakayi yüreğini.
Ah gurbet zalum gurbet, ağlatursun adami
Gözümde yaş kalmadi, biraksana yakami
Yaş akar gözüm sızlar, ne kalur gerisinde
Herkesin bir derdi var, durur içerisinde
Gözüm yollarda kaldi, yürecuğum eridi
Bu kadar hasret çekmek, buna değer miydi?

Bu sözlerin hepsini ben yazdım… 1972 yılında… İçimden geldi, dilime düştü. Bu sözlere ek yaparak, kendisi buna ‘Cerrahpaşa’ dedi; ödüller aldı. Ama bana teşekkür bile etmedi. Tabii, bu sözleri ona veren de konservatuvardan hocası Mustafa Demir’dir. Otuz sene önce bir gün Mustafa Demir, Fatih’te oturduğum eve geldi. Benimle röportaj yaptı ve bu türküleri kasete aldı. Sonra Volkan, o kaseti Mustafa’dan aldı. Mustafa beni arayarak, “Volkan senin türkülerini aldı. Seni arayıp müsaade istedi mi?” dedi…

Kızgınım kendisine… O sözler benim… Mustafa Demir ve İbrahim Can’a da sorabilirsiniz…

"Yayla şenliklerini reddediyorum"

Genç’in son kaseti, ‘69 yaşındayım’ 2006 yılında Cinan Plak tarafından hazırlanmış ve çıkartılmış… Her ne kadar kendisi yazsa ve söylese de, kasette Maçkalı Hasan Tunç’un oğlu Yılmaz Tunç’un emeği büyük:

“Maçkalı Hasan Tunç’un oğlu Yılmaz, ‘Ölüp gideceksin, gel bir kaset daha yapalım’ teklifiyle geldi… Sonra oturduk, başladık. Ve kaset ortaya çıktı. Kasetimde on altı türkü var. Tüm türküleri 1 günde okudum. Kolay kolay söz unutmam… Biri bana, başına gelen bir olayı anlatsın, olaya göre hemen ona bir türkü uydururum. Ancak, benim anında türkü besteleme ve söz yazma yeteneğim maalesef keşfedilemedi.

Benim de kabahatim var. Kimseden yardım istemedim. Reklam, sponsorluk nedir bilmem… Bir serzenişim de hemşehrilerime, Karadeniz’lilere… Bizim milletimiz müzikten anlamaz. Anlasaydı, Saffet Genç, 69 yaşından çok çok önce tanınırdı. Televizyonlara davet ediyorlar beni… Sağolsunlar… Ancak, ondan sonra bir sürü telefon, ‘Neden televizyonda benim adımı söylemedin, niye bana selam söylemedin’? Orası selam yeri değil… Kemençeci de selamçı değil; zanaatkar… Yazarımız, çizerimiz de yok. Neden beni araştırıp, ortaya çıkarmadılar? Ben zanaatkarım. Çalgıcı değilim. Zanaatkarların kızma güvence lüksü yok. 69 ya da 79, kaç yaşında olursa olsun, kemençemle çalmaya, söylemeye devam edeceğim.”

Saffet amca, zamanın hızla değiştiğini ve kendisinin halka karşı görevi olduğunu da hatırlatıyor:

“Eskilerin bıraktığı bu zanaatı biz de gençlere bırakmamız lazım. Gençler, bu enstrümanı hakir görmesin. Görüyorum, türkülerimiz de kötüleşmiş… Yapmacık yapmacık laflar… Bu mudur folklor? Bu mudur sanatçı olmak? Otantiklik yok olmuş. Bakıyorum, yayla şenlikleri de böyle… En az elli kemençeci bir şenlikte… Birinin sesi öbürüne karışıyor. Böyle karışıklık olmaz… Yayla şenlikleri, bir takım kişilerin ve firmaların reklam alanı oldu. Ben katılmıyorum artık ve o şenliklere yayla şenliği demiyorum. Benim için yayla şenliklerinin Çakıl Gazinosu’ndan farkı yok. Ben ki zamanında Ayla Algan’ın arkasında çalmayı reddettim. Neden o kadar ünlü birinin arkasında çalmadım, biliyor musunuz? Kemençeme saygımdan… Kemençe, öyle arkalarda çal denince çalacak bir alet değil. Ve böyle her önüne gelenin çalacağı bir alet değil…

Saffet Genç’in Kemençe ve Kemençeci adabı:

- Kemençe asil bir enstrümandır; gizlenmez, en değerli kutularda muhafaza edilir
- Kemençe, kimsenin meze çalgısı değildir. Kimseye eşlik etmez. Sahneye tek çıkar.
- Kemençe, üç teldir. Yanında başka bir çalgıya lüzum yoktur.
- Kemençeci, çalgıcı değil, zanaatkardır.
- Zanaatkar kimsenin ayağına gitmez… Zanaatkar, tercih edilir, yanına gidilir.

Saffet GENÇ

1941 Maçka Soldoy (Sevinç) köyü doğumlu
11 plak, on iki kaset yaptı
Asıl mesleği yorgancılık ama mesleğini yapmadı
Kendisi gibi beş oğlu da kemençeci
Pek çok Karadenizli türkücüye eserlerini bedelsiz verdi
Kanlı Nigar ve Aşkımızın Fındık Kabuğu adlı tiyatrolarda oynadı
Türkiye’nin yurt dışında tanıtımı amacıyla düzenlenen etkinlikler için Amerika Birleşik Devletleri’nde Karadeniz yöresini temsil etti.

Röportaj ve Fotoğraflar: Aytekin AKAY (İstanbul 2007).

Her hakkı saklıdır. Bu Röportaj metni ve fotoğraflar yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın yayınlanamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Karadeniz Yemekleri

Gezi & İnceleme

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi
Karadeniz Tarihi ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)
Karadeniz Halk Kültürü ile ilgili bilmedikleriniz Serander.Net'te!

Gezi & İnceleme

Karadeniz Gezi & İnceleme
Karadeniz hakkında Gezi İnceleme yazılarıyla çok şey bulacaksınız.

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Türküleri
Karadeniz Türküleri ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Röportaj ve Söyleşiler

Röportaj & Söyleşi
Röportajlarımız ve Söyleşilerimizi keyifle okuyacaksınız...