Serander.Net | Karadeniz Kültürü... Karadeniz tarihi, kültürü ve folkloru!

Sal09162014

Son GüncellemePaz, 24 Ağu 2014 1pm

Back Buradasınız: Ana Sayfa Röportajlar Tulum'u Şehre İndiren Adam: Remzi BEKAR

Tulum'u Şehre İndiren Adam: Remzi BEKAR

Remzi BEKAR

Aytekin AKAY’ın Üstad Remzi BEKAR ile yapmış olduğu bu söyleşide bakın Remzi BEKAR neler söylüyor? Söyleşiyi okurken Tulum Sanatçısı Remiz BEKAR’ı daha yakından tanıma fırsatını da yakalamış olduk.

Tulumu Şehre İndiren Adam: Remzi BEKAR

Tulumuyla sanatçılara ilk eşlik eden, radyoda bağlama ve diğer sazlarla ilk Tulumu çalan Remzi BEKAR, “Tulumu köyden şehre indirdim. Radyoda bedava Tulum çaldım, tek bir şey için, bu ses duyulsun, bu sesi insanlar duysun” diye konuşuyor.

Kemençe severler bize kızmasın, Tulum da en az Kemençe kadar bizdendir; bizimdir… Sonuçta o da müzik yapmıyor mu, folklorik değil mi? Hem müzik kadar duygulara tercüman kaç başka şey sayabiliriz? Giresun-Trabzon hattının ruhu iliklerine kadar Kemençedir… Trabzon-Rize arası ama Rize’nin beri tarafı yani, batısına kadar o Kemençe kültürü aynı yoğunlukta yaşanır… Pazar, Ardeşen, Hemşin, Çamlıhemşin, Arhavi, Hopa’da, Kemençe sesi yerini Tuluma bırakır. Zaten isteseniz de Tulumu Kemençenin önüne geçiremezsiniz… Tulumcu, Tuluma nefes vermeye başladı mı, eller kavuşur, havaya dikilir ve bir ses duyulur: Hayde…!

Remzi BEKAR

Horona duran ‘Hayde’ dedi mi, gayde de çalmaya başlamıştır zaten… Tulum öyle zaptedilmesi, çalınması kolay bir çalgı da değildir. ‘Üfledim, şimdi çalar’ diye beklerseniz, çok beklersiniz… Üfleyenine bakmanız lazım… Üfleyeni Remzi BEKAR’sa, saatlerce elleriniz havada kalabilir… O ses hiç kesilmez… Tıpkı Remzi BEKAR gibi… Ona en iyi Tulum sanatçısı da diyebilirsiniz, en büyük Tulum araştırmacısı da… Alaylı… Hemşin’in bir köyünde, annesiyle gittiği bir düğünde sesini duyduğu Tuluma vuruldu, elli senedir de vurgun.. Tuluma nefes verirken bile sanki elli sene öncesinin Hemşininde:

Hemşinli, ya Pastacı ya Fırıncı

“Hemşinliyim. Fakir bir ailede doğdum. Babam çarık dikerdi, öyle geçinirdik. Okuma yazmayı ağabeylerimden öğrendim. Köyden gelen mektupları ben okurdum. Yazılan mektupları da aynı şekilde ben okurdum. Hemşin’de okuyan okur, okuyamayan gurbete çıkar. Halen daha öyledir. Gurbette de pastacı, fırıncı olunur. Tulum çalmaya 1948’de başladım. 1946’da Çayeli’nden köyümüze gelin geldi. O düğünde ilk kez Tulumu gördüm. Anneme ne olduğunu sordum o da bana, ‘Oğlum buna Tulum derler’ dedi. O gün Tuluma vuruldum işte. İki sene sonra da Tulumu elime aldım ama çalamadım, korktum…Neden?

Ağaların bol olduğu bir köyde büyüdüm. Ağa dediğin zaman, Doğu’daki ağalar akla gelmesin. Dönemin ağaları eşkıyadır. Döverlerdi, yıkıp yakarlar ve dediklerini yaptırırlardı. Ancak mal-mülke dokunmazlardı. Ve Tulum çalanlara da karşıydılar. Önce babam karşıydı. Hatta bana, ‘Burası hacı evidir. Çalarsan seni eve koymam’ dedi. Ancak içimde Tulumu çalmam için öyle bir kıpırtı vardı ki.. Babamın karşı olmasının bir başka nedeni de, köyün ağalarının Tulum çalan iki delikanlıyı öldürmeleri.. Beş kardeştik, en büyük ağabeyim aksiydi ve babam beni ona şikayet etti ve dedi ki, “Remzi Tulum çalmaya başladı. Durduramıyorum onu’ dedi. Ağabeyim, sert sert baktı bana ve dedi ki, ‘Babam doğru mu söylüyor?’ diye sordu. Ben de ağlayarak onayladım… Sadece annem savunuyor beni… Ancak ağabeyim, bir gün sonra, ‘Sen bu Tulumu adam gibi çalacak mısın, yoksa biraz çalıp bırakacak mısın… Yalandan çalan Tulumcular var bir de adam gibi çalanlar var. Sen adam gibi çalacak mısın’ diye sordu?

Haci Evinde Tulumun Ne İşi Var?

Ben ağlayarak ‘Adam gibi çalacağım abi’ diyorum. Yaşım, 11-12… Babamı da o ikna etti. Ve aynen şöyle söyledi:

‘Baba, Remzi Tulum çalacak’ Ama babam, ağabeyime;

‘Oğul etma, burasi haci evidur, hem düşmanlar da var’ diye çıkıştı. Ağabeyim bunun üzerine, ‘Baba beni seviyorsan Remzi’ye mani olma.Hem ona kimse de mani olamaz’ diyerek tartışmayı bitirdi.

Remzi BEKAR, ağabeyinden aldığı destekle de artık Tulumcu Remzi olacaktır… Ancak Tulumu yoktur. Ağabeyi ona ilk Tulumunu yaptırır ama bu kez de Remzi Tulumu şişiremez. 1948 ile 54 arası köyde Tulum çalar. Ancak Tulum çalmak para kazandıran bir iş olmadığı için her Hemşinli gibi Remzi’ye de gurbet yolu gözükür. Erzurum’a Hemşinli bir pastanecinin yanına gider. Orada garsonluk yapar bir sene boyunca ve yine Hemşin’e döner. Hayali İstanbul’da garsonluk yapmaktır. İstanbul yollarına düşer. Divan Oteli’nde çalışmaya başlar. Hatta orada İngilizce öğrenir, şefliğe kadar yükselir. Askerlik vakti saati gelince askere alınır. Vatan borcu onun hayatının da dönüm noktası olacaktır. Ankara Orduevi’ne düşer.. Tek başına değil, Tulumuyla düşer… Zaten genç Remzi nereye giderse, Tulumunu da yanında getirir. Bundan sonrasını o anlatıyor:

Remzi BEKAR

Askerlik Dönüm Noktası

“Askerde Ankara Orduevi’ne düştüm. Tulumum, hem İstanbul’da otelde hem de Ankara’da askerde yanımda… Orduevi’nde bir gün radyo dinlerken Muzaffer Sarısözen’in anonsuyla irkildim:

“Sevgili dinleyiciler, şimdi de mikrofonlarınızda Tulumuyla Pazarlı Mustafa Garip, Abdi horonunu çalıyor” dedi, Garipoğlu Abdi horonunu çalmaya başladı. Ondan sonra içimde ‘Acaba ben radyoda Tulum çalabilir miyim’ diye düşünmeye başladım. Bir çalabilsem, bir çalabilsem diye diye askerliğe devam ediyorum. Orduevi’nde garsonluk yapıyorum, TRT Radyosu sanatçıları da Orduevi’ne gelip gidiyor. Bir gün ben, Ankara Radyosu’nda Yurttan Sesleri yöneten Ali Can beye gittim ve ‘Hemşinliyim, Yurttan Sesler’de Tulum çalmak istiyorum’ dedim. Büyük cesaret ama o kadar çok Tulum çalma hevesim var ki… Nida Tüfekçi, Osman Özdenkçi Ali Can, Mustafa Geceyatmaz’ın hazır olduğu bir ekip, bir süre sonra beni teste aldı. Büyük ustaların çalışımı fena bulmadılar ama bana ‘Ani başlayıp ani bitireceksin’ dediler. Ani başlıyorum ama bir türlü ani bitiremiyorum. Yurttan Sesler Korosu’nda çalmaya başladım ve bana Garipoğlu gibi çalmaya başladığımı ifade ettiler. İlk askerde başladım ve o zamandan bu zamana kadar TRT’de ve Radyoda Tulum çalıyorum… Yani, 1964’den bu yana…”

Kırk senedir TRT’de ünlü ünsüz tüm sanatçılara Tulumuyla eşlik eden Remzi BEKAR, kurumda bir türlü kadroya geçememiş. Kırk senedir, tabir caizse parça başı, işini yapıyor, parasını alıp çıkıyor:

“Hiçbir dönemde bu kurumda Tulum kadrosu olmadı maalesef… Daha doğrusu Tulumun yeri olmadı. Ben ne yaptıysam o işte… Hemşin’de benden önce, beni cebinden çıkaracak pek çok Tulum sanatçısı çıkmıştır. Ancak ben, Tulumu şehre getirdim. Ve şehirde Tulumu kabul ettirdim. Önce Ankara Radyosu’nda, ardından İstanbul Radyosu ve TRT’de…Televizyonda ilk Tulum çalan, ilk Tulum plağı ve kaseti yapan, sazlarla ilk çalan da benim. Ancak, senelerdir Tulum çaldığım kuruma kadroyu maalesef getiremedik. Yani, 1964’den bu yana TRT’de Tulum çalarım ama kadrosuz.”

6 Kaset, 8 Plak

Remzi BEKAR, askerden sonra İstanbul’a gelir, İstanbul Radyosu’na…Radyoda elinde sertifika ve doldurduğu bir bantla gelir. Kabul edilir ama bir yandan da çalışmalıdır. Divan Oteli’nde tekrar çalışmaya başlar. Otelde çalışırken Tulum üzerine derin düşüncelere daldım. Onu araştırmak, daha yakından tanımak istedim…Köydeyken bir İngiliz Laurence Picken gelmiş ve benimle söyleşi yapmıştı. Daha sonra Mr.Picken benim adresimi bulup, bana mektup yazdı. Ve Tulumla ilgili benden yeni bilgiler istedi. O da ‘Folk Musical Instruments Of Turkey’ adlı bir kitap yazdı. Ben de ona yeni bilgiler vermek için Tulum araştırmaları yaptım. Zaten onun kitabında da benden çokça bahseder.”

Remzi BEKAR, 1937’de doğdu. Yani, 70 yaşını devirdi diyebiliriz. 59 senedir, Tulum çalıyor, kayde yapıyor. Bugüne kadar, 6 plak, 8 Tulum kaseti çıkardı. Cemile Cevher’den İbrahim Can’a pek çok Karadenizli sanatçıya Tulum çaldı. Son kaseti, ‘Yine Şahlandı Tulum’u üç sene önce çıkardı. Tulumla sanatçıya ilk eşlik eden o. Mustafa Topaloğlu’na, ‘Al aşağa Vur kizi’ türküsüyle eşlik etti ve bu alanda bir ilkin de sahibi… Tulumu, solo olarak radyoda ilk çalan Garipoğlu, bağlamayla ve diğer sazlarla çalan ise yine Remzi BEKAR… Ona göre, Hemşin olmasaydı Tulum olmazdı, Tulum olmasaydı Hemşin olmazdı.

Remzi BEKAR

Tulum her ne kadar Trabzon’un olmasa da sonunda Karadeniz’in değil midir ve önemli olan da bu değil midir? Sadece her kentin değil, bir vadiden diğerine geçişte bile yerel kültürün, dilin, sözcüklerin, horonun, oyun havalarının, çalgılar değişir. Değişmeyen insandır. Değişmeyen Karadenizlidir… Tulum, Kemençe, Kemençe de Tulumdur.

“Tulum Of’a kadar uzanır”

1937’de Rize Hemşin’de doğan Remiz BEKAR, pastacılık ve garsonluk yaparken de, Tulum çalarken en iyisi olmak istemiş… Nida Tüfekçi’nin ‘Tulumu temiz çalan’ sanatçı diye tanımladığı BEKAR, 1974’den sonra kendini Tulum üzerine araştırmalara vermiş… Araştırmalarına göre Tulum sadece Artvin-Rize yöresiyle sınırlı değil… 1800’lü yıllarda Trabzon’a bağlı bir nahiye olan Hemşin ile Of’ta çalınan Tulumun benzerlik gösteriyor. Remzi BEKAR’a göre bunun bir tek açıklaması var: Hemşinliler, tüm ticari, sosyal ilişkileri için Of ve Trabzon’u kullanıyor. Mübadeleye kadar Of’ta düzenli olarak çalınan bu çalgının mübadelen sonra eskisi gibi çalınmadığı ve yörenin yaygın çalgısı Kemençenin ise her dönem çalındığı zaten biliniyor.

Röportaj ve Fotoğraflar: Aytekin AKAY (İstanbul 2007)

Her hakkı saklıdır. Bu röportaj metni ve fotoğraflar Serander.Net’in izni olmaksızın kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

(Bu röportaj daha önce Trabzon Kültür Sanat ve Yaşam Dergisinin Kasım Aralık 2007 sayısında yayınlanmıştır.)

Karadeniz Yemekleri

Gezi & İnceleme

Karadeniz Tarihi

Karadeniz Tarihi
Karadeniz Tarihi ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)

Karadeniz Folkloru (Halk Bilim)
Karadeniz Halk Kültürü ile ilgili bilmedikleriniz Serander.Net'te!

Gezi & İnceleme

Karadeniz Gezi & İnceleme
Karadeniz hakkında Gezi İnceleme yazılarıyla çok şey bulacaksınız.

Karadeniz Türküleri

Karadeniz Türküleri
Karadeniz Türküleri ile ilgili en geniş bilgiler Serander.Net'te!

Röportaj ve Söyleşiler

Röportaj & Söyleşi
Röportajlarımız ve Söyleşilerimizi keyifle okuyacaksınız...