• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Seyfullah ÇİÇEK > Karadeniz Altın Saçıyor!
Karadeniz Altın Saçıyor!
Seyfullah ÇİÇEK
Yazar Seyfullah ÇİÇEK   
Salı, 13 Ekim 2009 19:08

3 Ekim tarihli Günebakış, Karadeniz’in ilk takı fuarı olma özelliğini taşıyan “Gold Expo Karadeniz 1.Kuyum, Mücevher, Takı ve Saat Fuarı” haberini:
“Karadeniz altın saçıyor
” başlığıyla vermiş.

Aman sevgili editör arkadaşlarım, bir daha böyle tehlikeli başlıklar atmayın!
Taşı toprağı altın” diye diye koca İstanbul’u bitirdik…
Millet essah zannederse…
Maazallah, Karadeniz de gider elimizden!

***

“ŞİZOFREN TRABZON”!

Sakın yanlış anlamayın, başlıktaki bu tabir bize ait değil.
Günebakış gazetesinin değerli köşe yazarlarından Mahmut Ulusoy, 3 Ekim tarihli köşesinde, “içine kapalı şizofren bir kent” tanımlaması dahil, öyle karamsar bir Trabzon portresi çizmiş ki…
Bir Giresunlu olarak; “yıllardır kıskançlık dolu nazarlarla baktığımız, her şeyine gıpta ettiğimiz, mümkün olduğunca kendimize örnek almaya çalıştığımız Trabzon bu mu?” demekten kendimi alamadım.
Biz Sayın Ulusoy’un bu tespitlerini yine de “büyük başın derdi büyük olur” şeklinde değerlendiriyor…
O kadar da karamsar olmamalarını tavsiye ediyoruz.
Beterin beteri var” misali…
Giresunumuz ölmüş de ağlayanı yok!
Ya bizim yerimizde olsalar dı?..

***

TOKAT PLAKASINI TAKIYORUZ! 

Evet sevgili okurlarım,  17 Ekim Cumartesi Tokat plakasını takıyoruz inşallah!
Allah sağlık ve ömür verirse inşallah seneye de Trabzonluyuz!
Hayat ne çabuk gelip geçiyor, değil mi?
Bunu, aynaya bakınca daha iyi anlıyorsunuz.
Yıllar önce (1998) kırkından sonra aşık olan bir arkadaşım, “Yav Hocam” demişti:
-Aşık oldum. “Kırkından sonra azanı teneşir paklar”diye, dalga geçiyorlar, moralimi bozuyorlar, ne dersin bu işe?
Gerçi biz de o sıralarda Ahmet HaşimvariAğır ağır çıktığımız merdivenlerin” kırk dokuzuncu basamağında idik…
Ve de rahmetli eşimle, yani “Sarı Gül”ümle hala liseli aşıklar gibiydik.
Bu ruh haleti içersinde arkadaşıma:
Takma kafana, kalbinin sesine kulak ver” demiştim.
Daha sonra ilham perisi kulağıma şu mısraları üflemiş, biz de kağıda dökerek ona vermiştik:
 
“Yüreğim kıpır kıpır,
Yaşanacak aşklar var.
Bakmayın saçlarıma,
Benim gönlüm hep bahar.

Hayat dediğin ne ki,
Su gibi akıp gider.
Yaş kaç olursa olsun,
Aşık olmaya değer.

Her yaşın güzelliği,
Bir başkadır bir başka.
Tutulunca anlarsın,
Kırkından sonra aşka!

Gençlik gidiyor diye,
Nedir gözünde yaşlar?
Boşver üzülme dostum,
Hayat kırkında başlar!”
 
Tamam hayat kırkında başlar da…
Altmışında ne olur?
Bunun için de “züğürt tesellisi” mısralar döşeyecek değiliz, her halde!.
Rahmetli Taçsız Kral Metin Oktay gibi, kestirmeden cevap verelim:
Hayat hoştur, gerisi boştur”!
Hem sonra, ne demişler:
“İnsan hissettiği yaştadır”!
Öyle, “otuz beş yaşı ömrün yarısı” kabul eden Cahit Sıtkı Tarancı gibi ah vah edip, panikleyecek halimiz yok.
Nüfus Kimliğimize ister Tokat, isterse Trabzon plakası takılsın…
Bizim gönlümüz hala Giresun plakasını yani 28’i taşımaya devam ediyor!
Yazımızı, Türk Musıkisinin abide şahsiyetlerinden Sadettin Kaynak’ın Evç makamında bestelediği, ünlü şairlerimizden Cenap Şahabettin’in şu andaki fizik ve ruh dünyamızı aksettiren mısralarıyla bitirelim, ne demek istediğimizi anlarsınız:

“Doğuyor ömrüme bir yirmi sekiz yaş güneşi,
Bir kuş okşar gibi sen saçlarımı okşarken.
Koklarım ellerini gülleri koklar gibi ben,
Avucundan alırım kış günü bir yaz güneşi”

***

“AŞK HER EVE LAZIM”!

Bir gazeteye verdiği röportajda, “Ben kendi aşkıma güveniyorum mesela bu çok hoş bir şey” diyen ünlü sunucu Saba Tümer şöyle devam etmiş:
-Aşk her eve lazım!
Hayat arkadaşımızı ölümsüzlüğe uğurlayalı 5 yıl oldu.
Bu aşk denilen davetsiz misafir, her nedense bizim eve hiç uğramadı!
Biz yine de kapımızı ve gönlümüzü açık tutup, çok sevilen şu şarkının sözleriyle (Söz:Halit Çelikoğlu, Beste:Necdet tokatlıoğlu) davetsiz misafirimizi beklemeye devam edelim:

“Yılları durduracak,
Güneşi doğduracak,
Dünyamı dolduracak,
Bir sevgi istiyorum”!

***

BİZİM SIĞIRLAR

Bizim sığırlar İran ve Irak’a gidiyor, et fiatı yükseliyor” diye yazıyor, 11 Ekim tarihli Hürriyet’te.
Bu da, “Sağlığınız için kırmızı et yemeyin, ot yiyin” açılımı olsa gerek!

***

KADER KURBANI-KADER ZENGİNİ!

Hapse giren ünlü sanatçıların, tahliye edildikten sonra fiatları katlanıyormuş.
Tuğba Özay hapishane anılarını kitap yaptı, ardından fiatı yükseldi.
Son olarak da Deniz Seki sahne fiatını üçe katlayarak…
15-20 binden, 60 bin liraya çıkarmış.
Kader kurbanı” değil, “kader zengini” mübarekler!

***  

MALUM-U İLAN

Çapkınlığı ile ünlü İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, ile para karşılığı birlikte olduğunu öne sürerek bir anda dünya çapında üne kavuşan eskort Patricia D’addario, “Silvio’nun evi harem gibiydi” demiş.
E, “malum-u ilan”!
Tersi olsaydı, zaten sitemizde böyle bir haber çıkmaz…
Biz de bu fıkramızı yazmazdık!

***

ŞAMPİYON LİMON!

TÜFE’ye göre eylül 2009 enflasyon şampiyonu limon çıkmış
Keyfimize limon sıkmayalım”, diyedir!

***

AYAKKABI YERİNE “GALOŞ”!

Iraklı bir gazetecinin ABD eski Başkanı Bush’a ayakkabı fırlatma işi bayağı tuttu. Nitekim geçen hafta bir benzeri de ülkemizde yaşandı.

Bir gazeteci tarafından, bir toplantı için İstanbul’da bulunan IMF Başkanı’na da
ayakkabı fırlatılınca, gazetecilere kağıt çay bardağı bile yasaklanmış.
Yetmez.
Bu tür toplantılarda…
Ayakkabılar da dışarıda çıkarılıp, yerine “galoş” giyilsin ki…
Konuklarımız kafalarına ayakkabı yeme tehlikesinden kurtulsunlar!
Hem sonra, hastanelerde olduğu gibi…
Galoş” başına da birer lira aldılar mı…
IMF’den para istememize bile gerek kalmaz!  

***

DEĞİŞEN ORHAN PAMUK!

Orhan Pamuk, “Ödülün beni değiştirmeyeceğini söylemiştim ama değiştirdi. Banka hesaplarım ve maillerim kabardı. Nobel beni mutlu ve meşgul bir insan yaptı” demiş.
Umarız tarihimize ve milletimize bakış açısı da değişmiştir!

***

KARBON BORSASI!

Devlet Bakanı Ali Babacan, “İstanbul finans merkezi olacak. ‘karbon borsası’da kurulacak” demiş.
Vallahi bence çok iyi olur.
Dioksidi” ve “monooksidi” bol İstanbul’da…
Biz soluk alamıyoruz…
Bari Karbon’un bizatihi kendisi gelsin ki…
Hiç olmazsa ekonomimiz biraz soluk alsın!

Seyfullah ÇİÇEK

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar