|
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), 25 Nisan 1986’da meydana gelen Çernobil Faciası sonrasında, Türkiye’deki insanların ne kadar radyasyon aldıklarını öğrenebilmek için, o dönemde ne yiyip, içtiklerini (et, sebze, bakliyat, fındak, süt, çay…) internet adreslerine yazıp, “tamam” tuşuna basmalarını önermiş.
Bugün yaşı 35-40’ın üzerinde olan çoğu kişi benim gibi, zamanın dubleks bıyıklı Sanayi ve Ticaret Bakanı merhum Cahit Aral’ın bir bardak tavşan kanı çayı gözlerimizin içine bakarak nasıl hüpürdettiğini eminim daha dün gibi anımsarlar da… Bırakın 23 sene öncesini, çoğumuz akşam ne yediğimizi bile bilmeyiz. Biz yine de iyimser olup, TAEK’in çağrısını köşemizden de yineleyelim: Ey hafızası kuvvetli olan vatandaş! “Yirmi üç sene önce, Ne halt yediğini bil… Bas tuşa, ‘tamam! Tıkla; Gör neylemiş Çernobil?”… *** MUTLU EVLİLİK! ABD’li bilim adamları 16 yıl boyunca 125 çifti izleyerek mutlu ve mutsuz evlilikler için hangi tarihin önemli olduğunu araştırmışlar, sonuçta ilk 7 yılın çok önemli olduğuna karar vermişler. Öyle uzun uzadıya araştırmalar yapmaya gerek var mı, bilemem amma… Temel’e sormuşlar: -Fadime’yle evlilik nasıl gidiyor? Cevap vermiş: -Önce can cana… Sonra yan yana… Taha sonra cöt cöte… En sonunda cit öte! Rahmetli eşimle 33 yıllık evliliğimiz süresince… Biz öyle bir şey yaşamadık, çok şükür! Dört buçuk yıldır da bekarız. Evlilik; gerçekten de Temel’in cevabındaki gibi midir, ne dersiniz sevgili okurlarım? Hani yanlış anlaşılmasın… Öylesine bir sordum! *** HANDE TARZI GİYİM! İç çamaşırlarıyla sahneye çıkarak yeni bir tarz yaratan şarkıcı Hande Yener, “Türkiye’de türümün tek örneğiyim. Böyle giyinmeyi seviyorum…” demiş. E, o da farkında … Bizim necip milletimizin “mazruf”a değil, daha çok “zarf”a baktığının! *** ŞAKA! “Kolbastı”nın müziğini oluşturan bizim “Dere boyu kavaklar”ın yavaşlatılmışına ne denir? El cevap: “İzmir’in kavakları”! Malum, “Zeybek” havasıdır da… -Haydi bre efeleeerrrr… *** ŞEFO’MUN EVİ… “Şefo’mun evi çöplüğe karşı, Şefo’m dökmüş çöpünü duvar aşırı Yandım yare, yar bir çare, Ben bulamadım çöpüme çare! İndim Harşıt’a, suyu derindir, Şimdi bizim Şefo yeni gelindir. Yandım yare, yar bir çare, Ben bulamadım çöpüme çare!” Uydu mu uymadı mı bilemem amma… İçimden, çok sevdiğim bu Rumeli türküsünü tornistan etmek geçti. Neden mi? “Medyatirebolu”nun “Kale manzaralı çöplük” başlıklı haberi ilham verdi bize. Habere göre, Bedrama kalesinin yanı başındaki Kuşkaya köyünden geçen Tirebolu-Torul yolunun kenarına dökülen çöplerden bir çöp dağı oluşmuş. Umarım bu küçük fıkramız dikkat çeker de… Karadeniz’in en güzel 10 ilçesinden biri olan Tirebolumuz’a yakışmayan bu çirkinlik abidesi en kısa zamanda… “Takır takır”(*) kaldırılır! (*)Bilmeyene not:Tirebolu Belediye Başkanı adı Burhan Takır’dır. *** DENİZ MEVSİMİ Eskiden “karpuz kabuğu denize düşünce” başlardı, deniz mevsimi. Oysa, son yıllarda her mevsim karpuz görmemiz mümkün raflarda. O zaman bu deyimi değiştirip… “Eda (Taşpınar) ve Süreyya (Yalçın) nam hatunlar arz- endam edince” demek yerinde olur. Emin olun, bu takvim hiç şaşmaz, tıkır tıkır işler. Hele şöyle Bodrum, Antalya, Çeşme sezonu bi açılsın; demedi demeyin! *** BÖYLE İŞLERE CAN KURBAN! Avustralyalı bir marangoz Herbert Weber, 30 yılı aşkın meslek hayatı süresince 707 bin 335 adet tabut yaparak rekor kırmış. Valla, mesleğin iyisi-kötüsü yok, meslek meslektir. Alın teri ile kazandıktan sonra hepsi mübahtır. Bizim Temel de, yeni bir iş bulmuş, övünerek arkadaşı Dursun’a anlatıyormuş: -Emrumda pinlerce insan var. Hepsu da sessuz sedasuz çendi hallerunde. “Ula deme ya” demiş Dursun: -Anlat pakayum nasul pir iştur? “Patlama, anlatacağum”diye karşılık vermiş Temel: -Mezurlak pekçusu oldum! *** HAY HAY BAŞÜSTÜNE! DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, “Gelin yeni sayfa açalım. Tarihi bir diyalog demokrasi süreci başlatalım. Bunun yolu da DTP’nin değil, silahların susturulmasından geçmektedir” demiş. “Onlar terörist değil, özgürlük savaşçısı” dediğin “seninkiler” fidan gibi gençlerimizi kancıkça, kalleşçe mayınlarla havaya uçurup, pırasa gibi takır takır tarasın… Ulu Önderimiz Atatürk’ün bizlere emaneti olan Cumhriyetimiz’i koruma ve kollamayla görevli şanlı ordumuz silahlarını bıraksın, öyle mi? Hay hay başüstüne! Başka?.. *** "BİR BÖLEN”DEN “BİR BİRLEŞTİREN”E!? TBMM Eski Başkanı ünlü politikacı Hüsamettin Cindoruk, DP Genel Başkanlığına aday olduğunu açıklamış. En verimli çağında “Bir bölen” idi… 76’sından sonra da “Bir birleştiren”e soyunuyor! “Bayram geçtikten sonra” çok zor ama… Umarız başarır! *** “MEDS YEGHERN”! 15 Kasım 2008 tarihli köşemizde şöyle yazmışız: “Yüz yıllardır ABD’de ikinci sınıf vatandaş muamelesi görerek, hep ezilen Kunte-Kinte’nin torunları şimdi bayram yapıyor. Nasıl yapmasınlar ki? ABD’ni bundan böyle artık Obama adlı bir zenci yönetecek! Soba kurdum obama, Odun attım sobama. Amerika’ya Başkan Olmuş zenci Obama! deyip… 'Bize ne yaa!…Olmuşsa olmuş. Biz işimize bakarız arkadaş’ diye, umarsamaz görünsek de… Malum, kazın ayağı hiç de öyle değil. Ha Ali-Veli, ha Veli-Ali misali… Ha Bush (Buş)-Obama, ha Obama- Buş. Kim gelirse gelsin, yolumuz dik yokuş! Yakamız ABD’nin elinde olduğu sürece de… El ense, kle, paça, kasnak sırtımız minderde;hep tuş! Neyse, biz yine de kendimizi iyimser olmaya zorlayarak… Ünlü bir türkümüzden tornistan; “Merdivenin altından Gel odama odama. Essahtan bir dost gibi, Safa geldin Obama!” diyerek, dostluk elimizi uzatalım.” Peki, dostluk elimizi uzattık da ne oldu? 20 Ocak 2009’da resmen görevine başlayan Obama Hazretleri… Daha koltuğuna bile ısınmadan… “Dakka bir, gol bir” misali, üç ay sonra yani 24 Nisan’da bize ilk golünü attı: “Meds Yeghern”! Yani?... “Büyük felaket”! Yaninin de yanisi… “Soykırım”! Demek ki neymiş? Ha Ali-Veli, ha Veli-Ali… Ha Buş-Obama, ha Obama-Buş! Kim gelirse gelsin, yolumuz hep dik yokuş. Yakamız ABD’nin elinde olduğu sürece de… El ense, kle, paça, kasnak sırtımız minderde;hep tuş! Başka söze hacet var mı? *** DALGALAR… Birinci dalga… İkinci dalga… Üçüncü dalga… Dördüncü dalga… Beşinci dalga… Altıncı dalga… Hayır hayır, yanlış anlamayın, bunlar “Ergenekon dalgaları” değil! Son Teknik Direktör Erkan Korukır’ın istifasıyla boşalan Giresunspor Teknik Direktörlüğüne getirilen Yüksel Yeşilova… Giresunspor’un bir sezon içinde göreve getirdiği “6.Teknik Direktör”müş de!... *** DELİ DUMRUL MİSALİ Efendim, “Deli Dumrul” hikayesini çoğunuz duymuşsunuzdur. Birkaç cümleyle özetleyelim: “Vaktiyle Deli Dumrul diye biri varmış. Bir köprü yaptırmış. Geçenden 5, geçmeyenden de döve döve 10 akçe alıyormuş.” Benzerlik bulur musunuz, bilemem amma… Fiskobirlik, “fındık kabuğu”nun tonunu vatandaşa 120, alacaklısına ise 130 TL’dan satıyormuş da!.. *** “BİR HADİSE VAR…” "Bir hadise var can ile canan arasında” diye başlayan güzel bir Hisarbuselik şarkımız vardı bir zamanlar. Şimdi eskisi gibi rağbet gördüğünü sanmıyorum, çünkü… Günümüzde ortalığı “düm tek tek” sesleriyle çınlatan… “Şakka da şukka” çalkalayan öyle bir “Hadise” var, ki bu hadise başka hadise: “Göbekle popo arasında”! *** GELDİ GENE HAİN KENE! Havaların ısınmasıyla birlikte… Hem de geçen yıla oranla dört misli bir nüfus artışıyla… “Geldi gene Hain kene”! *** GEL DE İÇME! Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK), ülkemizde içki tüketiminin 2008 yılında bir önceki yıla göre yüzde 19,6 oranında artarak, 921 milyon litreden, 1 milyon 101 milyon litreye ulaştığını açıklamış. Bir de memlekette mahalle baskısı, ekonomik kriz falan var derler, peh! Şimdi masalı bırakalım da… Sevgili Vahit Hocamız (Kaya)’ın şu dizelerine kulak verelim, olmaz mı: “Kulak’ta (*) yaktık mangalı, Üstümüzde fındık dalı. Sular rakıya sevdalı, Katmayıp da ne yaparsın? Oturduk denize nazır, Köfte pişti cızır cızır, Sohbet güzel, rakı hazır, Atmayıp da ne yaparsın? Boşalttıkça mey tasını, Aç şişenin vanasını, Bu dünyanın anasını, Satmayıp da ne yaparsın?” Öyle de battık, böyle de… “Battı balık yan gider” deyip… Biz de satalım be anasını, hadi şerefe! (*)Kulak:Trabzon tarafından Keşap’a girişte deniz kenarındaki dinlenme yerinin adı. *** BEYNİN SİGORTASI Avustralyalı uzmanlar, “Morali bozuk kişilerin çevreye olan dikkatleri artıyor. Bu da beynin daha iyi çalışmasına neden oluyor” demiş. El hak doğrudur! Çünkü canlı örneğiyiz. Kafamızın tası attıkça… “Nalına da, mıhına da”… Artık neye denk gelirse… Basıyoruz kalayı- pardon!- bilgisayarımızın tuşlarına… *** KÜRESEL FELAKET: “OBEZLER”! İngiliz uzmanlara göre , küresel ısınma “obezlerin” suçuymuş. Çünkü, çok gıda tüketip daha fazla motorlu taşıta binerek,normal insanlara göre yılda bir ton daha fazla karbondioksit salınımına sebep oluyorlarmış. Küresel ısınmanın bir başka sebebi olan, o koca cüsselerden çıkan “sera gazı” da cabası! Seyfullah ÇİÇEK Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net'in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Geri dönüş(0)
 |