• Font boyutunu büyüt
  • Varsayılan font büyüklüğü
  • Font boyutunu küçült
Font +-

Serander.Net ® | Karadeniz Kültürü - Karadeniz Bölgesi tarih ve kültürü

Serander.Net 4. Yılında!

Anasayfa > Ülkü ÖNAL > Milli Mücadele'de Kahraman Türk Kadınları
Milli Mücadele'de Kahraman Türk Kadınları
Ülkü ÖNAL
Yazar Ülkü ÖNAL   
Salı, 08 Mart 2011 20:42

Her yıl 8 Mart'ı "Dünya Kadınlar” günü olarak kutluyoruz. Özü bizden olmayan , vitrin kadınlarla yapılan faaliyetleri medyada izleyeceğiz. Bugün vesilesiyle; şanlı bir geçmişe sahip Türk milletinin mücahit kadınlarının bir kısmını ve  Türk kadınını kısaca tanıtmaya çalışacağım.

Türklerde tarihin ilk dönemlerinde bile kadın erkekle eşitmiş. Savaşta, siyasi alanda ve av’da. Hakan ile Hatun devleti birlikte yönetirmişler. Attila’nın Hanımı, Arıkan’ın ayrı bir sarayı,  hizmetçileri, müstakil gelirleri varmış.  Padişahların anneleri ve hanımları bir çok eser yaptırmışlar. Timur seferdeyken, eşinin Türkistan’da yaptırdığı “ Bibi Hatun külliyesi” turkuaz renkli çinileriyle ve bütün ihtişamıyla hala ayakta. Büyük Hun İmparatorluğu adına, Çin ile ilk barış antlaşmasını Mete’nin hatunu imzalamış. Delhi Türk Sultanlığına, 3,5 yıl hükümdarlık eden Raziye Müslüman bir Kıpçak’tı.  Eski bir başkent olan Ardanuç’a suyu  getirende Sefer Paşanın hanımı Hatice’dir. Melikşah’ın hanımı Terken Hatun, Türk kraliçelerinin en meşhuru. Veziri ve memuru varmış.

Prof. Dr. Süleyman Ateş’in İslâm’da kadın hakları kitabından da örnekler vereceğim. Peygamber Efendimiz:

“ Sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olandır. Kadınlara ancak kerim olanlar ikram ederler onlara kötülük edenler ise  leim kişilerdir.”

“ En güzel dünya ni’meti: Zikreden dil, şükreden kalp ve insanın inancına göre yardımcı olan kadındır.”

“Sizin dünyanızdan bana üç şey sevdirildi : Güzel koku,kadın ve gözümün bebeği kılınan namaz.” diye buyurmuş.

Hucurât Suresi:

“Ey insanlar,biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız, en çok korunanızdır. Allah bilendir, haber alandır.”

NENE HATUN (1857-1955): Tarihimizin kadın kahramanlarından biridir.1877-78 Türk-Rus savaşında Erzurum’da şiddetli çarpışmalar olmuş. Aziziye tabyasını geri  almak için halkın kadınlı erkekli yaptığı hücum Tarihin en parlak sayfalarından biridir. Nene Hatun bu şanlı savaşmanın lider kişisidir. Savaş sırasında yirmi yaşındayken, beşikte çocuğunu bırakarak düşmanla ön saflarda savaşmış. Kardeşi, gözleri önünde şehit olmuş. Daha sonra da Çanakkale savaşında oğlunu şehit veren Nene Hatun 1955 yılında
“Anneler Annesi”seçilmiş. Türk kadının simgesi  sayılan mücahidimiz Erzurum da ki askeri şehitliğe askeri törenle gömülmüş. Erzurum’a her gittiğimde mezarında dua etme arzumu gerçekleştiremedim. Mezarını kimse bana tam tarif edemedi. Oysa ki Sumela manastırını o kadar çok gözümüze soktular ki, tırmanarak orayı gördüm.  

KARA FATMA: (Cephede çarpışan bir çok kadına bu isim verilmiştir. Böceklere de bu adın verilmesi manidardır.)Erzurum’lu bir Osmanlı kadınıdır. Düşman ordusu şehri kuşattığı zaman Kara Fatma Aziziye tabyasında ki  Osmanlı askeriyle berabermiş. Düşman hile yoluyla Türk’ü Türk’e kırdırınca, şehre inerek topladığı bir avuç halkla, balta ve satırla düşmana saldırmış. Müthiş bir kahramanlık göstermiş.

KARA FATMA: (Fatma Seker) Balkan harbinde, kocası Derviş Erdem’le birlikte Edirne’de, düşman tarafından kuşatılmış, Yanık Kışlada bulunmuş, askerlik hayatını onunla paylaşmış. 1. Dünya Savaşında, kendi Ailesinden dokuz-on kadınla birlikte Kafkasya Cephesine girmiştir. İstanbul’un işgali üzerine Anadolu’ya geçip M. Kemal’den kendine görev verilmesini istemiş. Erzurum ve Van’da kardeşleri Ermeniler tarafından şehit edilen
43 kadını silah arkadaşı olarak Şark Vilayetlerinde Ermeni ordularına karşı çarpışmış.

AYŞE HANIM: Kocasını Balkan Harbinde kayıp etmiş. 1919’da Yunanlıların  İzmir’e girmesi üzerine köylerden gönüllü toplayarak karşı koyma hareketine katılmış. Aydın’da kahramanca çarpışmış ve oğullarının büyüğünü şehit vermiş. Sakarya savaşında yaralanmış ve İzmir’de Yunan’ı denize döken kıtalar arasında bulunmuş.

ŞEHİT ŞERİFE BACI: Bu ismi ilk defa Dış Kapıda ki bir kız yurdunda gördüm. Hayatını okuduğumda gözlerimden yaşlar akıyordu. Yıllardır kütüphanede çalışıyordum şöhretli bir sürü kadının ismini biliyordum, bize vatan kazandırmak için ölen şehidimizi bilmiyordum. Kastamonu’ya gittiğimde mezarında bir fatiha okumak istedim kimse yerini bilmiyordu.

1921 yılı Aralık ayında karlı bir havada İnebolu’dan Ankara’ya cephane taşıyan kafileden ayrı kalmış. Emanetini sağ salim getirmiş. Kağnı arabasının üzerine yorganını örtmüş. Kendiside ellerini açarak yorganın üzerine kapanıp donarak ölmüş. Üzerindeki karlar süpürülüp kaldırılınca yorganın altında ağlayan çocuk sesi gelmiş. Çocuğu almışlar üzerindeki kıyafetten nereli olduğu bulunmuş ve  Seydiyerli köyüne defin edilmiş.
 
HALİME KOCABIYIK (ÇAVUŞ): 1898-1976 Kastamonu’nun Duru Çay köyünde dünyaya gelmiş. İstiklal Savaşında, İnebolu’dan Ankara’ya ve Sakarya’ya cephane taşıyanlarla birlikte iki yıl çalışmış. Ayağından yaralanıp sakatlanmış. Çavuşluk rütbesi ve İstiklal madalyası verilmiş. “Vatan aşkından başka Aşk tatmadım, Milletimin gençleri de benim evladımdır.”diyerek hiç evlenmemiş.

NAME KADIN: Kardeşi Hasan cepheden ağır yaralı olarak eve gelmiş ve o gece ölmüş. Sabaha karşı Minarelerden “ Moskof Aziziye ye girdi” diye bağırılınca, kardeşinin alnından öpüp beşikte çocuğunu bırakmış. “ Seni öldüreni öldüreceğim.” Diye ant içip kardeşini silahını alıp kalabalıkla beraber düşmanla çarpışmış.

BİTLİS DEFTERDARI’NIN HANIMI: 1920’de , Maraş’ta  Fransızlara karşı verilen mücadelede bulunmuş. Sekiz düşmanı öldürmüş ve erkek elbisesi giyerek milis kuvvetlerine katılmış.

KARA FATMA ŞİMŞEK: Asıl adı Emine Vardar’lı. 1921-1922’de ,” Fahri Milis Üsteğmeni” rütbesiyle İstiklal savaşına katılmış.

HATİCE HATUN: Adana ve yöresinde Fransızlara karşı milis kuvvetlerinde görev yapmakta iken düşmana yanlış yol göstererek pusuya düşürüp yenilmelerini sağlamış.

TAYYAR RAHMİYE: Adana’da Milli Kuvvetlere gönüllü katılmış. Muharebe esnasında ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için , ileri atıldığından dolayı Tayyar denilmiş.

GAZİANTEPLİ YİRİK FATMA: Antep’in kuşatmasına karşı koymak için çete teşkilatına katılmış.

NAZİFE KADIN: Yunanlılara bilgi vermeyince işkence yapılarak öldürülmüş ve fırında yakılmış.

GÖRDESLİ MAKBULE: 1921’ de kocasıyla birlikte çete savaşlarına katılmış. 1922 Koca Yayla’da, elinde silahıyla şehit olmuş.

ASKER SAİME HANIM: İstanbul’dan Milli Mücadele’ye katılıp yaralanmış. İzmir’in işgali dolayısıyla yaptığı konuşma nedeniyle tutuklanmış.

SAFİYE ÜNLÜ: 1271 Yılında Mersin’de dünyaya gelmiş.  Toros eteklerinde yapılan mücadeleye katılmış. Mücahitlerin yemeklerini yapıp sularını taşımış. 106 yaşına kadar yaşamış. Kendisine Mersin’in “Nene Hatun’u” denmekte.

ÇİÇEK NENE: Şavşat’ın Yavuz Köyün den. Şaban Ağanın hanımı. İmam Molla Şevki’nin annesi. Süleyman Erişti’nin ninesi. İşgal yıllarında  1914-1915 de topladığı 20 kadınla  Sahara da  Rus askerlerinin geçeceği yolu  taşları yuvarlatarak  kapatıp Şavşat’a gelmelerini engellemiş. Mermi taşımış , askere kıyafet dikmiş, yemek yapmış 10.12.1947’de Şavşat’ta ölmüş. İlk defa ismini rahmetli  Prof.Dr. Fahrettin Kırzıoğlu’dan duymuştum. Umarım Şavşat’lı hemşehrilerim cesur ninenin adını yaşatırlar.

NAZLI NENE: Artvin’in Berta(Daba) Köyünden, Ardanuç Tepe düzü Köyün’de Mehmet’le evlenmiş. Artvin Rus işgalindeyken babasının köyüne gitmiş. Ailesi Osmanlıya göç etmişmiş. Viran olan evleri ve arazilerini görünce üzüntüsünden akli dengesini kayıp etmiş. 1914’de yaşlı oldukları için seferberliğe gidememişler. Dönüşte, köyün  Ruslar-Ermeniler tarafından yakıldığını Mehmet Dedeyle , Nazlı Nine’nin evde yandıklarını kemiklerini bularak anlamışlar. Ekşinar Köyünde Yakup’a evli kızı Güzel( Ayşe) Seferberlikte
Hendey’in  Abalı Köyüne  gelmişler. Kızı Hayriye ( Anne annem) annesinin memesini emiyormuş. Kardeşleri  gelip bakmışlar ki anneleri ölü.

FETHİYE KARTAL: Rize-Fındıklı ilçesi Aslandere köyüne 1996 yılında Aralık ayında Kaymakam ile gittiğimizde tanımıştım. Rus askerleri köye geldiğinde ateş etmişler. Annesinin memesini emerken kurşun annesine isabet edip öldürmüş. Fethiye Ninenin yanağından da iz bırakarak geçmiş. O zaman nine ve öyküsü beni çok etkilemişti. Hamdi Yazıcı’ya haber yaptırmıştım.

1914 ün  Aralık ayında yaya patika yolları aşıp Osmanlı toprağı olan Yusufeli köylerine sığınan soğuktan ve açlıktan ölen yüzlerce isimsiz Ardanuç’lu yatmakta. Yedi  yıl Yemen’de savaşan büyük dedem Genç Osman’ın  hanımı Hano Ninem,dedem Şamil ve kardeşi Ahmet Oşnak köyünde ölmüşler. Bu yıl gittim kimse oradan  Ardanuç muhacirlerinin geçtiğini bilmiyordu. Mezarları bulamadan geri döndüm. Dedem çok istemesine rağmen gidememişti. Dedemin annesi Fatma’da Yusufeli’nin bilinmeyen bir yerinde yatmakta.

Ardanuç’ta onlarca köy boşanarak Anadolu’ya gitmiş. Yedi yıl sonra döndüklerinde evlerinin küllerini bulmuşlar. Binlerce kişi ölmüş. Çocuklarını yollarda bırakan kadınlar olmuş .Birkaç paragraftan başka yazılmış bilgi yok. Oysaki başka milletlerin sürgünü sürekli gündemde. Dedemi kayıp ettiğimizde yedi yıllık kütüphane memuruydum. Anılarını yazıya geçiremedim. Umarım  dedem ve mezarı belli olmayan ninelerim beni af eder. Namusunu ve dini korumak için yollarda ölen ninelerimizin ve isimsiz mücahit kadınların ruhları şad olsun. Onlar olmasaydı bugün bu ülkede bu kadar rahat yaşayamazdık. Üzüldüğüm nokta, kahraman kadınlarımız gibi yaşamak isteyen kadınlar bürokraside istenmemesi. Korkak erkekler yüzünden.  İşgal kuvvetlerine karşı cesurca mücadele eden bu kadınlar gözümde daha da abideleşiyor.  Şerife Bacıyı donduran soğuğu torunlarının yüzlerine kapanan kapılarda hissediyorum. Erkeklerin ayak işlerini yapmak ve yükselmek için özünden taviz veren kadınların olması çok acı.

Benim ilçemde kadınlar tarlada eşleriyle birlikte çalışırlar. Kimse kimseden kaçmaz. Bugüne kadar  kadınlara kötü gözle bakan çıkmamış. Kadınlara ikinci sınıf muamelesi yapılmaz ve dövülmez. Eşleri kadar evde söz hakkına sahiptirler. Türk destan kahramanlarında ki gibi erkekler tek kadınla evlidirler. Sözde aydın kişilerin kadınlar hakkında ki düşüncelerine  ve evlerine kapatmalarına şaşırmaktayım. Muhafazakar erkekler tesettürlü bayanı devlet dairelerinde istemiyor. Direnenlere verilebilecek en yüksek cezayı
vermekten vicdanları sızlamıyor. Sekreterleri manken gibi boyalı ve dekolte elbiseler giymekte onlarla, çalışmaktan büyük haz almaktalar. Onlarla daha kibar konuşmaktalar. Her iktidar döneminde tesettürlü hanımlar ezilmekte. Namusu ve iffetiyle çalışan kadınların arkaları güçlü değilse yükselmeleri çok zor. Cahil, yobaz zihniyetteki bazı erkeklerin yüzünden şuandaki kadınlar eski Türklerde ki kadın haklarından daha geri. Kıpçak Türklerinde kadın : Kıpçaklar arasında kadın önemli bir yere sahipmiş. Kıpçaklar güzel bir ırka mensupmuş. Beyaz tenli , sarışın gök gözlüymüşler. Kadınların, erkeğiyle  beraber her yerde varmış. Yüzleri daima açıkmış. Namus konusunda çok hassasmışlar. Kıpçak kadını devlet idaresinde de etkili olurmuş. Horlanmamış ve toplumda önemli bir yere sahipmiş.

Kartli Prensi 4. Davit Selçuklulara karşı savaşacak ordusu olmadığı için , Kafkaslardan 45.000 hane Kıpçağı ülkesine davet etmiş.(1118) Kendiside güzelliği ile meşhur, Kıpçak Atrak Han’ın kızı Guranduht’la evliymiş . Çoruk, Kür ve Çıldır gölü civarına yerleşmişler. Bugün Kıpçakçaya yakın bir dil konuşmaktalar. Kıpçaklar bölgeye hakim olup Gürcü prenslerini de yönlendirmişler. Bugün Gürcüce’de yüzlerce Kıpçak kelimesi var. Kür ve Çoruh Boylarında Hıristiyan Kıpçak Atabek yönetimi,Gürcistan’dan kopmuş Ortodoks Türk geleneğini sürdürmüş. Osmanlı egemenliğiyle İslamlaşmış. Bugün dahi Ardanuç ve çevresinde atalarımız Kıpçakların hatıraları mevcuttur. Namuslu ve iffetli kahraman Türk kadınlarına selam olsun...

Kaynaklar:

Kastamonu Kültür Müdürlüğü-2001
Tarihten Bu Güne Türk Kadını- Hanım Halilova
Kıpçak Türkleri- Doç.Dr. Ahmet Gökbel
Milli Mücadele’de ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınlarımız-M.S.B.
Fevziye Abdullah Tansel- İstiklal Harbi’nde Kadınlarımız, Ankara 1991.
Kuvayi Milliye-Haziran 1958
Ahıska-2001-2- Orhan Uravelli- Bir önyargı üzerine.s.19.
Şerafettin Koca-Şavşat
Eski Türkler’de Kadın veAile-Necdet Sevinç

İçel Halk Kütüphanesi Müdürüne-Erzurum Kültür Müdür y.2001 yılında gönderdikleri bilgiler için teşekkür ederim.

Ülkü ÖNAL

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve Serander.Net’in izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz. Bilgi için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Geri dönüş(0)
Yorum (0)Add Comment

Yorum
daha küçük | daha büyük

busy
 

Serander.Net Twitter'da!

Serander.Net Facebook'ta!

Son Yorumlar